baymavislotbarportbetgrand pasha bet

Kalsiyum yüksekliği paratiroit hastalığı belirtisi olabilir

Kendisi küçük görevi büyük

Vücut için çok önemli olan kalsiyumun dengesi, paratiroit bezi ile düzenleniyor. Kandaki kalsiyum dengesizliği; osteoporoz, böbrek taşı oluşumu, mide ülseri, kabızlık, bulantı, tansiyon yükselmesi, unutkanlık gibi belirtilerle ortaya çıkabiliyor.

Memorial Ataşehir Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Ömer Uslukaya, paratiroit hastalıklar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Doç. Dr. Ömer Uslukaya

Paratiroit bezi boynun ortasında yer alan tiroit bezinin hemen arkasında bulunan 4 adet bezdir. Binde 5-6 dolayında 4’den fazla da olabilmektedir. Yaklaşık olarak bir mercimek tanesi büyüklüğünde ve her biri 30-50 mg ağırlığında küçük sarı renkli bezlerdir. Bu kadar küçük olmalarına rağmen paratiroit bezlerinin üstlendikleri görevler büyüktür. Salgılanan paratiroit hormonunu vücutta en fazla bulunan mineral olan kalsiyum metabolizmasını düzenlemektedir. Kalsiyum kemik yapısının sağlamlığını sağlarken, kas ve sinir sistemi için de elektrik enerjisi sağlamaktadır.

Kemik ağrılarınızın nedeni olabilir

Kandaki kalsiyum dengesizliği genellikle paratiroit bezinin çalışmasıyla ilgilidir. Paratiroit bezinin çok çalıştığı yani hiperparatiroidizm yaşandığı durumlarda kandaki kalsiyum değeri artabilir. Paratiroit hormonunun fazla salgılanması kemiklerde olması gereken kalsiyumun çözülerek kana karışmasına yol açabilmektedir. Hastalarda, düşük kemik yoğunluğu olarak da bilinen osteopeni ve kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz görülebilmektedir. Hiperparatiroidizm bağlı kemik ve eklem ağrıları ile birlikte ilerleyen durumlarda kemik kistleri hatta patolojik kemik kırıkları denilen yani kendi kendine kemik kırılmalarının olduğu durumlar yaşanabilmektedir. Paratiroit bezinin aşırı çalışması nadir de olsa Brown tümör olarak bilinen iyi huylu kemik tümörlerine neden olabilmektedir.

Sindirim sistemini de etkiliyor

Paratiroit bezinin aşırı çalışması sadece kemikleri değil böbrek ve sindirim sistemini de olumsuz etkileyebilmektedir. Kan kalsiyum düzeyinin yüksek seyretmesi böbrek taşına neden olabilirken pankreas bezi üzerine etki ederek pankreatit  oluşmasına da yol açabilmektedir. Kandaki kalsiyum düzeyi yüksekliği aynı zamanda mide salgısını artırmaktadır. Böylece ülser ve gastrite neden olabilmektedir; kabızlık, bulantı ve kusma gibi şikayetler görülebilmektedir.

Çarpıntınız varsa kalsiyum seviyenizi kontrol edin

Hiperparatiroidizm damar sistemini de etkileyebilmektedir. Çarpıntı, yüksek tansiyon ve EKG kontrollerinde anormal bulguların oluşmasına yol açmaktadır. Bazen kan kalsiyum düzeyi o kadar yükselir ki hiperkalsemik kriz denilen tedavi edilmediği zaman hastada koma hatta hayatı tehdit eden tablolar oluşabilmektedir.

Kandaki kalsiyum seviyesinin artması beyin dahil bütün sinir sistemini de etkileyebilmektedir. Anlama bozukluğu, unutkanlık, disfazi denilen konuşma bozukluğu, dil atrofisi denilen dil kaslarının zayıflaması, kulak çınlaması, depresyon ve kas güçsüzlüğü gibi şikayetler yaşanabilmektedir. Kalsiyum yüksekliği kadar kalsiyum düşüklüğü de sorunlara yol açabilmektedir. Paratiroit bezinin yetersiz çalıştığı ve kandaki kalsiyum seviyesinin düştüğü hipoparatiroidizm denilen durumda; el parmaklarında, ağız çevresinde ve burun ucunda uyuşukluk ile karıncalanma hissi oluşabilmektedir. Tedaviye başlanılmadığı takdirde hastanın ellerinde kasılma sonucu ebe eli olarak isimlendirilen görünüm oluşur. Hipopatiroidizm denilen durum tiroit cerrahisi sonrası veya nadirde olsa boyuna uygulanan radyoterapi sonrası görülebilmektedir.

İzsiz tiroit ameliyatları ön plana çıkıyor 

Kan tahlillerinde kalsiyum seviyesi normal sınırların dışında ise paratiroit hormonu, D vitamini ve fosfor düzeyine bakılarak paratiroit bezi hastalıkları bakımından kontrol edilmelidir. Yüksek rezülüsyonlu boyun ultrasonografisi ve sintigarfik görüntüleme ile paratiroit bezi hastalıkları teşhisi netleştirilebilir. Paratiroit bezi hastalıklarının tek tedavisi cerrahidir.  Cerrahi yöntemlerde son yıllarda kapalı izsiz paratioit bezi ameliyatları ön plana çıkmaktadır. Klasik cerrahi yöntemlere nazaran TOEPVA denilen kapalı izsiz tiroit ameliyatlarının avantajları şunlardır;

  •        Kozmetik bakımdan hastada ameliyat izi olmaması
  •        Ameliyat süresinin kısa olması
  •        Hastane yatış süresinin kısa olması
  •        İkincil operasyonların daha rahat yapılabilmesi
  •        Hastaya lokal anestezi altında minimal cerrahi yapılıyorsa ses tellerine bağlı öksürme refleksi sayesinde sinir yaralanma ihtimalinin daha da azaltılması



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir